Kayıtlar

blog yazıları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KELİME OYUNU 32

Resim
  Uzun bir aradan sonra kelime oyunu ile geri dönmek istedim.Bu haftanın kelimeleri Sevgili Ayça’dan gelmiş. Salıncak - park - enfeksiyon - korku -makyaj  Sessizliğin hakim olduğu toplantı salonu delici  topuk sesleriyle yankılanıyor.Açık mavi tonlarında makyajıyla  dikkat çeken bir hanımefendi söze başlıyor.Keskin ve tok bir sesle  -Bugün sizlerle bir veba gibi yayılan çağın yeni hastalığını konuşacağız.Kanserden, veremden, virüsten hatta enfeksiyon kapması olağan açık yaradan bile daha korku verici bir hastalık… Salıncakta sallanan, parkta oynayan, uçurtma uçuran çocukların neşesini söndüren.. Umutları, hayalleri olan gençlerin hayatına gölge düşüren, yetişkinleri duygusuz bir robota dönüştüren bulaşıcı ve öldürücü hastalık…Nedir o dersiniz ?   SEVGİSİZLİK…İlgisisizlik, yerini bulamamanın verdiği eziyet neticesinde ortaya çıkan değersizlik hissi. Önce kendi hayallerini sona başkasının hayallerini öldürtür. Cümlesini bitirip muhataplarının yüzler...

ANNELER GÜNÜ

Resim
 -Hey çocuklar yeni bi yer keşfettim.Muhteşem kokulu çiçekler, yemyeşil çimenler var. diye sevinçle arkadaşlarına seslendi Zumi. Kimseden yanıt alamayınca biraz daha yaklaştı o minik kanatlarıyla uçtu uçtu uçtu. -Hey, size söylüyorum şahane bir mekan buldum.Duymuyor musunuz ?  Cevap yok. Daha çok bağırdı, daha hızlı uçtu, tozu dumana kattı.Ama hiç kimse onu farketmedi, sesini duymadı, kanat çırpışını görmedi. Aklının almayacağı şekilde görünmez oluvermişti bi anda.Zaman ilerledi. Düştü kaldıran olmadı, espri yaptı gülen olmadı, ağladı gözyaşını ne silen oldu ne gören oldu.Kimse nasıl olduğunu sormadı, neden ortadan kaybolduğunu araştırmadı.Sanki Zumi hiç var olmamıştı. Bu durum Zumiyi çok yordu.Herkesin hayran olduğu rengarenk kanatları soldu.Aydınlık gözlerine karanlık çöktü. Sonra bir gün aklına geldi .”Anneme gitmeliyim.Annem beni görmese de varlığımı hisseder.” dedi. O görünmezlik derdinden güçsüz düşmüş kanatlarını son bir gayretle çırptı çırptı.Annesinin kapısına yaklaşt...

YAĞMUR DAMLASI

Resim
Yağmur damlaları varlığından haberdar etmek istercesine pencereme tıklatıyor.Dışarıda en sevdiğim toprak  kokusu.Çocuklar koşturuyor yağmur damlalarını yakalamak için.Anneleri  durdurmak için çaba sarfediyor lakin boşa olduğunu görünce seyre dalıyor çocukları. Çiftçi Hasan Amca sevincinden yerinde duramıyor “Bereket yağıyor bereket” diye haykırışlarını duyar gibiyim.Komşu Fidan hanım ıslanan çamaşırların derdine düşüyor.Saliha hanım da”Camları yenice silmiştim”diye hayıflanıyor. “Sobaya bir odun daha koy da ısınalım hanım”diyor Ali bey.Ne klimayla ne kaloriferle ısınamadığını ısrarla tekrarlayarak.Site de tek sobalı ev olarak geçimsiz daire sahibi diye kaydediyor site yönetimi.Ali Bey ise“Ne anlar şehirli insanı sobadan”diye söylenip duruyor . Ben de katılıyorum görüşüne sessizce.Kafamdaki sesler muhabbete başlıyor.Ev hanımı olan ses atılıyor: “ Şehirli köylü ayrımından değil sobanın külfetinden rafa kaldırıldı.Bilmem kaçıncı kata odunları çıkartacaksın,binbir uğraşıyl...

Hatır Gönül Saymak

Resim
80 yaşında bir teyze beli bükülmüş, eli değnekli usul usul ilerledi.Acele etmek istiyordu ama tükenen ayakları biraz da yaşlılığı hızlanmasına izin vermedi. “Hadi ama seni yaşlı ebe.gençliğinde seke seke koştuğun vakitleri ne çabuk unuttun ? Hızlan biraz.Geç kalacaksın yoksa.“ diye söylendi yüksek sesle. Sokaktakiler dikkatlice süzüyordu bu ayağı şalvarlı, beyaz tülbentli nineyi.Taşradan çıkıp gelmiş gibiydi.Ayağındaki mavi lastik ayakkabılar hâlâ üretiliyor muydu demek ?Ne işi vardı bu ninenin taş binaların, kıvrak trafiklerin arasında ? Bütün bu imâlı bakışların ifade ettiği anlamı çok iyi biliyordu beyaz tülbentli nine.Aldırış etmeden ilerledi.Önü begonvilli gri bina sonunda görünmüştü.”Hah işte burası olmalı, dedi.Ne kadar da değişmişti her yer.Elindeki çanta da ağırlaşmaya başlamıştı iyice. Merdivenleri tırmandı trabzanlara tutunarak.Kapı girişinde Karşılaştığı gençten onu 12. Kata çıkarmasını istedi.Asansöre binmeyi oldum olası sevmemişti.Hep bi içini ürkütürdü.Ama başka da çares...

UÇMA VAKTİ

Resim
  Selamlar.Mutlu huzurlu pazarlar. Bu evimde son pazarım :) bir yazı yazıp ölümsüzleştirmek istedim.Haftaya düğünüm var.Hayat serüvenim iki kişilik ve Farklı bir ülkede devam edeceği için duygu karmaşası içerisindeyim. 24 yaşına geldim.Kaç yoldan geçtim, kaç insanla tanıştım, kaç uçurumdan düştüm, sayısız ağladım, hesapsız güldüm. İnatçılığım ve aceleciliğimden çok çektim :)  Nerdeydim?Nereye gitmek istiyordum ? Hayat beni nereye getirdi ?  Bu 3 soru Her insanın ara ara durup cevabını bulmasını gereken sorular. Çünkü başladığı yolda karşılaştığı zorluklar, beklenmedik olaylar, yolun sonunda Farklı bir noktaya getirebiliyor insanı. #ben küçükken “yazardım” isimli blogda geçen şu cümleler beni çok etkiledi. “Ben küçükken yazardım.Sonra büyüdüm o yanım kayboldu.” Kaybolan ne kadar çok yanımız var oysa.Unutup gittiğimiz . Ben de küçükken yazardım.İlkokul ve ortaokul döneminde kompozisyon şiir yarışmalarına beni gönderirlerdi.Dereceye girmeden de gelmezdim.Bir keresinde çevrey...

KAVGAYI KAYBETMEK

Resim
 Yıl 2001. Bir boks karşılaşması var ekranlarda.Herkes nefesini tutmuş izliyor.İki güçlü rakibin karşılaşması bu.Bakalım kim kazanacak.3 dakikalık 15 raunt. “Gong” sesiyle başlıyor karşılaşma.yumruklar havada uçuşuyor.Direkt vuruş, savunma,sağ vuruş...spiker heyecanla sunuyor ringde yaşananları....Derken rakiplerden biri yere düşüyor aldığı yumruk darbesiyle....Hakim saymaya başlıyor 1-2-3 kalkıyor yere düşen adam.Tekrar darbe alıyor sonra tekrar... -Vursana ya sende.Neden savunma yapıyorsun sadece ?Geçirsene yumruğunu..diye bağırıyor delikanlı. O zaman dikkatimi çekiyor.Boksörlerden biri sadece savunma yapıyor.Vurabilecek gücü varken vurmuyor.Kendini gelen yumruklardan koruyor sadece. -Güçsüz bu adam.Yenilecek zaten niye girmiş ki bu karşılaşmaya ?diyor meraklı küçük sıkılarak.Maçın bitmesi için dua ediyor gizlice yoksa Red KİT i izleyemeyecek. Ve maçın son anları.Nefesler tutuluyor.Odadan çıt çıkmıyor.Savaşan boksör diğerini yere yatırmak üzere..son anda beklenmedik bir hamle gel...

MAKRO İFADELER

Resim
 Biliyor musun Vera, geceleri defalarca uyanıyorum.Tik tak diye seslenen saate, pencereme dokunan rüzgara, sokaktan geçen araba  seslerine...Ağacından ayrılıp yere kendini usulca bırakan yaprağın sesine bile uyanıyorum.Oysa ne ağır uykum vardı.”Top patlasa haberimin olmayacağı “türden. İnsanın yaşı ilerledikçe duyma yetisinin azalması gerekmez miydi ? O halde neden bu anlamsız sesleri duyup uyanışlarım ? “Kafamın içindeki sesleri susturuncaya kadar yürüyeceğim “der saatlerce yürürdün.Geldiğinde mutlu Mesut devam ederdin hayatına.Hatırlıyorum da Bi kere sana eşlik etmek istemiştim ve ilk saatin sonunda pes etmiştim. Şimdi anlıyorum da beni uyandıran da kafamdaki seslerin birbiriyle olan kavgası galiba.İçten içe yer edinmiş kırgınlıklarım, kabul ettiğim ama hak vermediğim yaşanmışlıklarım,saygısızlık etmemek için sustuklarım... Belki de çocukken annemin almaya güç yetiremediği kırmızı sandaletlerin acısıdır uyandıran.Ya da elimden kaçıp ağaca takılıp sonra da patlayan balona ola...

MİNİK KÜTÜPHANEM:DERLE TOPLA RAHATLA

Resim
  Sokakta kuş seslerinin, masamda kaktüslerimin ve kahvemin bana eşlik ettiği güzel gir günden Günaydınlar diliyorum. Bugün sizi çok sevdiğim ve hayatıma büyük dokunuşları olan bu minik dostumla tanıştıracağım. Marie Kondo'dan DERLE TOPLA RAHATLA. Pandemi sürecinde her gün toplamama rağmen yine dağınık olan ev ortamı oldukça sinir bozucuydu.Sabahtan akşama kadar eşyaları yerleştir, temizle.Dönüp baktığında ortada hiçbişey yok. Annemin bir lafı vardır.”Hah, şimdi toplanacak bir ev haline geldi” diye.Ne demek istediğini tam olarak anladım sokağa çıkma yasağı sürecinde. Ve tam bu esnada değerli bir arkadaşımın hediyesi olarak gelen bu kitap imdadıma yetişti. İnsan ev toplamasını öğretir  mi ?Öğretir. "Önce zihnini sonra etrafını topla.Ama unutma dağınık bir oda dağınık bir zihine eşittir." diyerek eğlenceli bir dille sadeleşme sürecini anlatır Marie Kondo. Şimdilerde çok popüler olan  "Minimalist Yaşam " ın nasıl mümkün olacağını anlatan mükemmel bir kitap diyebili...

Kız Beşikte, Çeyiz Sandıkta

Resim
 Selamlar.2 ekimde düğünüm olması sebebiyle birtakım hazırlıklar içerisindeyim.Uzak kaldım blogtan.. Ne kadar farklı adetlerimiz olduğunu öğreniyorum yeni yeni.Kayınvalide bohçası, elti,görümce bohçası,damat bohçası.....uzayıp gidiyor liste."Bu da neymiş ya boşverin bunları " deyince "yeni yetme " diye anılıyorum. Ne demiş eskiler "Kız beşikte, çeyiz sandıkta" diye başlıyorlar nutuğa.Hele anneannem geçen "Olmaz yapicaz bohçayı.Bu bir murat." dedi. "Murat nedir ya?Anneanne göreve gittiğim  bi bölgede turşuluk salatalığa "murat" diyorlardı  "deyince elindeki terliği şaplatıverdi. Artık kızların çeyizi danteller değil kitaplar diyorum ama anlaşılamıyorum. Okuntu muhabbeti var bi de.Oku diyenler de var.Havlu, çorap, tülbent hediye paketiyle paketlenip üzerine düğün tarihi yazılıp misafirler davet ediliyor.Modernleşmiş hali ise davetiyeler. Annem genç kızken davetiye götürmüş köydekilere.Bi tane amca çıkıp "Ay Helim!Bir kibrit...

BİZİM EVDEN SEÇMELER 2:NANE MOLLA

Resim
 Selamlar.Hadi bırakın işi gücü.biraz çocukluğumuza gidelim.Güzel anılarımızı hatırlayıp tebessüm edelim. diyerek başlayıp bi küçüğüm olan 2 numarayı anlatmıştık. Bu defa da 3 numaralı kardeşime yer vereceğim.Narin ve kırılabilir yapısından dolayı "Nane Molla " diye isimlendirelim küçük prensesi. Ben 96 lıyım o 98 li.2 yaş var aramızda.Karabiberle ikimiz çok ağlattık bunu küçükken." Sen evlatlıksın,seni çöpten buldular" diyerek.(bunu Yapmayan çok azdır herhalde :) Kız kardeşi olanlar bilir; Kız kardeş tatlı bela demektir tabiri caizse. İki kız kardeş arasında en çok kıyafet kavgası olur.Sonra temizlik,bulaşık sırası kavgası.Sonra klasik Türk Annesi müdahale eder tripli bir edayla"Tamam, siz oturun.Ben hallederim,bütün işleri" diye. İlk kıyafet kavgamız annemin bana aldığı barbieli bluz ile başlayıp, en sevdiğim trençkotumla devam edip hediye gelen saatimle nirvanaya ulaştı.Tabi bu kadarla  sınırlı değil.Kelamı çok uzatıp sıkmayalım okuru. Bayramlık olarak ...