SONBAHAR HÜZNÜ

Güzel bir sonbahar günü...Rüzgarın esintisi var yüzlerde hafif hafif.Çocuklar dökülen yapraklarla oynuyor.Kartopu oynar gibi fırlatıyorlar yaprakları birbirine.Melek Hanım rüzgarın taşıdığı tozdan şikayetçi.Mehmet Bey vaktinde ofise yetişmek için hızlanarak gidiyor. Köşedeki cafe de bir çift oturuyor.Kahve yudumlayarak muhabbet ediyorlar.Kulağım misafirliğe gidiyor yan masaya.Muhabbetlerine Ortak oluyorum sessizce.Genç hanımefendi Zarifoğlundan şu mısraları seslendiriyor. "Bu dünya soğuk. rüzgâr genelde ters yöne eser. limon ağaçları kurur. bahaneler hep hazır. güzel günler çabuk geçer. “içimiz hep bir hoşça kal ülkesi…" İçindeki hüznü şiirle dile getiriyor, anlıyorum karşı masadan. "hayatımda ters giden bi şeyler var.mutsuzum sana ihtiyacım var."demek istiyor. Dikkat kesilip izlemeye başlıyorum merakla, muhabbet şöyle ilerliyor; Genç beyefendi önce gülüyor sonra -Sevmiyorum ben böyle depresyonel sözleri, olumsuzluğa sevkediyor. -Zarifoğlunun şiiri bu. -Farketmez...